Kapatma davası açıldığında Başbakan esti gürledi. Kadın - gençlik kolları toplantılarında partililerine yargıyı şikayet etti.
Hafta içi sakinleşti, yargıdaki konularda konuşmayalım dedi.
Haftasonu oldu, yine esti, gürledi.
Hafta içi oldu, sakinleşti.
Haftassonu oldu, CHP’ye saydırmaya başladı.
MKYK yaptılar, kimse bir şey anlamadı.
Barroso geldi, AB’ye “giydirdi”.
AB konuştu, bizim yargıya “geçirdi”.
Ortalık biraz toz duman oldu. AB’ye uyum, demokratikleşme, özgürlükçü felsefe gibi konular, AKP kapanmasın diye raflardan indirildi, “bakalım buradan bir şey bulur muyuz” diye iki yıldır unuttukları konulara “neymiş bunlar” diye bir alıcı gözle bakıldı.
Başından beri, bir parti yetkilisi yargı süreçlerine saygılıyız derken, diğeri referandume gideriz dedi. Birisi konuşmayalım derken, diğeri “yargı darbesi” dedi. Akıllar allak bullak oldu.
Acaba bu parti içi demokrasinin bir sonucu muydu, yoksa akılları bulandırma politikasıyla kamuoyunun nabzını mu tuttular?
Bunu bilemiyorum, ancak görünen bir şey var ki, AKP, Meclis’te Anayasa değiştirecek bir mutabakatı bulamadı. Bulsa, bir dakika beklemezdi diye tahmin ediyorum.
Referandum işinde “laiklik referandumu” eleştirisi, yargıya müdahale şekli, kutuplaşmanın iyice tırmanacak olması onları frenledi. Daha doğrusu, bu riskleri gören bazı milletvekillerinin referanduma gidecek oyun dahi bulunmasına engel olma ihtimali frenledi.
Geldik başladığımız noktaya. En azından şu anda göründüğü kadarıyla. Kapatma davası normal şekilde işleyecek. AKP savunmasını yapacak, “boynunu giyotine uzatacak”, “şeriatın kestiği parmak acımaz” diyecek.
Doğrusunu yapacak, “zayıf” dedikleri iddianamenin ithamlarından kendiklerini mahkeme önünde aklatmaya çalışacak.
Doğrusunu yapacak ve sonuçlara “saygı duyacak”. Parti kapanırsa, bu işten rantını yeni oluşumla alacak. Kapanmazsa, “bakın, benim laiklikle problemim olmadığını mahkeme onayladı” diyecek, eli rahatlayacak. Tek bir sorun kaldı; Tayyip Erdoğan yasaklı olursa, işler biraz zor olacak.
Neyse, göründüğü kadarıyla eninde sonunda doğrusunu yapacak, ama doğrusunu yapmak istediği için değil, mecbur olduğu için.

Yorum Yazılmamış ↓
Bu yazı için henüz yorum yapılmamış... İlk yorumu siz yazın.
Yorumunuzu Yazın