Normalde hiç takip etmeyeceğim bir gazete ve ona bağlı internet sitesini Önder Sav olayından beri sıkça okur oldum. Ne yazıyorlar, ne diyorlar, merak ediyorum. Herkesin takip etmesi gereken, ibret verici yayınlar bunlar. İsmini yine de anmak istemiyorum, yazmaya elim varmıyor, utanıyorum.
Son günlerde Türk Silahlı Kuvvetleri komuta kademesiyle uğraşır oldular. Elbette ve özellikle, Orgeneral İlker Başbuğ en önemli hedefleri. Kudüs’teki Ağlama Duvarı’nda çekilmiş fotoğraflar başta olmak üzere, çeşitli malzemelerle kendisi hakkında bir karalama kampanyası yürütüyorlar.
Açıkça yazmasalar da, Org. Başbuğ’un Musevi olduğu imasından hareketle atılan bazı başlıklara bakalım:
- Aynı hoşgörüyü Müslümanlara da gösterin
- Türkiye’nin milli güvenliği tehlikede mi? (Büyük Kulip üyeliği hakkındaki haber)
- Hürriyet’e hitaben: Erdoğan’ın Hikmetyar’ın önünde diz çöktüğü fotoğraflara neden yer verdiniz?
Yani neymiş? İlker Başbuğ Müslüman değilmiş, Müslümanlar aynı hoşgörünün kendilerine de gösterilmesini bekliyormuş. Ayrıca İlker Başbuğ’un bu sene Genelkurmay Başkanı olacak olması, Türkiye’nin milli güvenliğini tehlikeye atabilirmiş. Diğer yandan, Tayyip Erdoğan’ın Hikmetyar’la çekilmiş fotoğrafları ile bu fotoğraflar, aynı sınıflandırmaya girermiş.
Bu haberleri yapanlar, kendilerini dindar Müslüman olarak tanımlıyor. Herhangi bir dine göre düşünmeden yazayım, bu yayınlarda gördüğüm başlıkların büyük bir kısmı, dinden önce diğer tüm yerleşik etik ve ahlak kurallarına aykırıdır. İşin din tarafını da eklersek, tüm dinlerin ortak amacı olan güzel ahlak kavramının çok uzağındadır. Buradan hareketle, biz de “bu insanlar Müslüman olamaz” desek, yeri midir? Hayır, değildir, herkesin dini kendinedir.
Peki İlker Başbuğ’un dininden size nedir?
Ben işin o tarafıyla hiç ilgilenmiyorum. Beni ilgilendirmiyor. Beni ilgilendiren, açık, seçik, alenen, yazılı basın ve intenet yoluyla, adı, sanı, adresi belli bir takım insanların, (kendileri yorumlayıp Musevi ilan ettikleri bir kişiye) dini ayrımcılık yapmasıdır.
Türkiye’de her zaman faşist akımlar olmuştur, olacaktır. Aslen demokrasi anlayışımız zayıf olduğu için, gündelik yaşantımızda da faşizmin izlerini (dikkatle inceler, düşünürsek) sıkça görürüz. Ancak beni korkutan, bu yayınlara iktidarın sessiz kalmasıdır. Marjnal kabul ettiğimiz bu yayınlar, son günlerde gündemin belirlenmesinde önemli bir rol oynuyor, ses getiriyor. Yani, bunlar iktidarın gözünden kaçıyor olamaz. Ben şu ana kadar bu yayınlara iktidardan bir tepki geldiğini hatırlamıyorum. Bu kampanyaya sessiz kalmak, bir anlamda destek vermek değil midir?
İktidar ne yapmalı? Her fırsatta medyadan bahseden Başbakan, çıkıp bu yayınlara “kardeşim sana ne benim Kara Kuvvetleri Komutanımın dininden?” demelidir. Bize her ortamda demokrasiden, özgürlüklerden, toplumun tümünü kucaklamaktan bahseden Erdoğan, bu yayınları yapanlara sert tepkisini göstermelidir. Yapılanın ayrımcılık olduğunu haykırmalıdır.
Şu ana kadar bu tepkileri göremedik. Korkarım gelecekte de göremeyeceğiz. Ve dinci faşizmin ayak seslerini her geçen gün daha yakından duyacağız…

Yorum Yazılmamış ↓
Bu yazı için henüz yorum yapılmamış... İlk yorumu siz yazın.
Yorumunuzu Yazın