Küçük Pencere

Küçük Pencere’den Türkiye ve Dünya

Küçük Pencere header image 2

Sona Yaklaşırken

3 July 2008 · Yazar: MCK · Yorum Yazılmamış

Bu hafta yaşanan ve medyada “Büyük Gözaltı Operasyonu” olarak işlenen gözaltılar sonrasında, savcılık iddianamenin hazır olduğunu ve çok yakında verileceğini açıkladı.

Her sabah kalktığımızda bugün kimleri aldılar diye merak ettiğimiz Ergenekon sürecinde, bir yılı aşkın beklemenin sonunda iddianameyi görme aşamasına iyice yaklaştık.

Soruşturma sürecinde geçmişi karanlık olduğu kanısı yaygın olan, darbe planları yaptı, çete kurdu veya terör örgütü kurdu gibi suçlamalar karşısında şaşırmayacağımız çeşitli isimlerin yanı sıra, siyasiler, gazeteciler, sivil toplum liderleri de gözaltına alındı, bazıları tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Süreci izlerken çeşitli şüpheler, “korku imparatorluğu kurma” girişimleri konusunda endişeler yaşadık. Kişisel görüşlerimiz ve birikimimiz gereği gözaltına alınan veya tutuklanan insanların birçoğu için “olamaz” dedik. Uygulamaların bir kısmının sabaha karşı, zorla, baskınla, kısacası “darbe dönemi” veya “faşist rejim” çağrışımları yaptıracak şekilde yapıldığına şahit olduk. 24 saat zaten polis korumasında yaşayan, yani nerede olduğu, ne yaptığı bilinen insanların başka polis ekiplerince kaçmaya aday zanlılar gibi aniden götürüldüklerini izledik. Birçoğu her gün göz önünde olan, yeri, yurdu belli, ifade vermeye çağırılsa gitmemesi söz konusu olmayacak insanların hem kendilerini, hem de halkı endişeye sürükleyecek, travmatik yöntemlerle gözaltına alınmalarını takip ettik.

Önceki yazımda, liberal dostların laiklik veya rejim endişesi taşıyan herkesi “darbeci” diye görmesinin çok sakıncalı ve sağlıksız olduğuna değinmiştim. Yaşanan Ergenekon süreci, Mustafa Balbay’ın “Ergenekon oldu her yere kon!” şeklinde özetlediği gibi, halk arasında bu endişeleri taşıyan, muhalefet yapan, iktidardan şüphesi olanların ileride suçlu bulunmasalar dahi, “darbeci” etiketini üzerlerine yapıştırmaya yetti. Bölünme derinleşti, zaten ortadan ikiye ayrılmış olan kitleler, biraz daha tahrik edilmiş oldu.

Her zaman, her şartta hukuka saygılı olmak, eleştiride dikkatli olmak zorundayız. Maalesef bu süreç içinde AKP ve yandaşları, kapatma davası konusunda yargıya ve hukuka veryansın etmekten geri durmadı. Ergenekon soruşturması tarafında ise, aynı şekilde zaman zaman eleştirinin dozunu kaçıranlara rastladık. Yargı yıpratıldı, duyulan güven ciddi anlamda erozyona uğradı.

Şimdi önümüzde iki süreç var, ikisi de son noktaya yaklaşıyor. Kapatma davasında gelecek ay içinde sonuç çıkması beklenirken, Ergenekon davasında da iddianamenin ortaya çıkmasıyla en azından bir miktar aydınlanma, bilgilenme şansımız olacak. Değerlendirmeleri ondan sonra daha sağlıklı yapabileceğiz. Savcılıktan yapılan açıklamada, 2000-2500 sayfa kadar olacağı söylenen iddianame, konu edilen belki yüzlerce kişi, suçlamalar, deliller, iddialar kamuoyuna ulaşacak. İlk anda göründüğü kadarıyla şunu söyleyebilirim, bu kadar “kalın” bir iddianame dosyası, bu kadar uzun bir çalışma ve soruşturma sonunda, bu davadan bir şeyler çıkacaktır. Çıkması da gerekir. Kamu vicdanı ve yargıya güven adına, bu soruşturmanın bir sonuca, cezalandırmayla sonuçlanacak bir yargılama sürecine ulaşması gerekir. Aksi durumda, yargının Anayasa Mahkemesi tarafında değil, ama Ergenekon tarafında siyasallaştığı kesinlik kazanır ve ülkenin bir kurumu daha ciddi güven kaybına uğrar.

Yalnız, şu konuyu da akılda tutmakta fayda var. İlhan Selçuk, Mustafa Balbay, Sinan Aygün gibi sembolik önemi de olan, göz önündeki bazı insanların bu soruşturma sonunda cezalandırmayı bırakın, iddianamade herhangi bir suçlama ile karşılaşmayacaklarını tahmin ediyorum. Eğer böyle bir durum yaşanırsa, soruşturmanın “darbe girişimi” veya “terör örgütü kurma” amacı içinde olanlara dair ulaşacağı sonuç da ciddi anlamda gölgede kalacak, Ergenekon bahanesiyle muhalif kesimlerin sindirilmeye çalışıldığı, korku imparatorluğu kurulduğu, yargının siyasallaştığı, hükümetin basını ve kitleleri baskı altına almayı amaçladığı iddiaları somut bir dayanak bulur; ki benim tahminim yukarıda saydıklarım dahil veya hariç çok sayıda sembolik ismin son noktada yargılanmayacağı yönündedir.

Yine lafı uzattım, kısacası Ergenekon soruşturmasında sona yaklaştık, en azından bilgilenme aşamasına gelmek üzereyiz. Sakin, soğukkanlı bir şekilde beklemek ve olacakları görmek, tepkileri ondan sonraya saklamak en doğru hareket olacaktır.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Etiketler: · , , , , , ,

Konular: gündem · hukuk · medya · siyaset

Yorum Yazılmamış ↓

  • Bu yazı için henüz yorum yapılmamış... İlk yorumu siz yazın.

Yorumunuzu Yazın