Anayasa Mahkemesi sonunda kararını verdi. 11 üyeden 10′u, AKP’nin laiklik karşıtı eylemlerin içerisinde olduğunu tespit etti, AKP’yi suçlu buldu. Ancak bu üyelerden dördü AKP’nin kapatılacak kadar ağır bir odak haline gelmediği fikrinde olunca, Cumhuriyetin dört temel ilkesinden birine karşı eylem ve hareketleri tescil edilen, anayasaya aykırı eylemleri kesinleşen bir parti, Türkiye’yi yönetmeye devam edecek.
Kararın ardından demokrasi aşıkları hemen harekete geçti ve anayasanın değiştirilerek parti kapatmanın zorlaştırılmasını istemeye başladı. Ortada bazı gerçekler var:
- AKP laiklik karşıtı eylemlerin odağı olarak tescil edildi.
- Anayasaya aykırı bir şekilde, laiklik ilkesini zayıflattığı ve hatta fiilen ortadan kaldırmak amacını taşıdığı karara bağlandı.
- Ancak bu eylemlerin henüz bu ilkeyi resmen ortadan kaldıramamış olması nedeniyle kapatılmadı.
11 üyeden 10′u. Odak diyor. Aykırı eylemler diyor. Ama parti kapatılmıyor. Üstelik bu parti iktidarda. Kapatılmadığı gibi, ülkeyi yönetmeye devam et denmiş oluyor.
Ben bu kararı olumlu karşıladım. AKP kapatılsa bir şey değişmeyecekti. Erdoğan demokrasi kahramanı ilan edilecek, emanetçi bir lider peşinde daha yüksek oy oranları, daha kötü uygulamalar, daha kötü günler görecektik. Şimdi AKP’nin önünde bu işten ders almak için bir fırsat var.
Dikkat çekmek istediğim şudur: İktidarda, yani dizginleri elinde tutan bir parti, 11 üyeden 10′u tarafından laiklik karşıtı eylemlerin odağı olarak tespit edilmiş, ancak kapatılmamış, bir şans daha verilmiş.
Bu durumda parti kapatmayı ne kadar zorlaştıracağız? Zaten yeterince zor olduğu ortaya çıkmadı mı?

Yorum Yazılmamış ↓
Bu yazı için henüz yorum yapılmamış... İlk yorumu siz yazın.
Yorumunuzu Yazın